Share on facebook
Share on twitter
Share on email
Share on whatsapp

Muhalefet Farklı Bir AB Vizyonu Çizmeli mi ?

Geldiğimiz noktada Türkiye-AB ilişkilerinin yeni bir tasavvura ihtiyacı var. Bu ilişkinin esasını oluşturan tam üyelik sürecinde öngörülebilir gelecekte bir ilerleme kaydedilemeyeceği çok açık. Oysa ki anket verilerinin de gösterdiği üzere, Türkiye’de AB üyeliğine destek pek düşmüyor. Hatta son yıllarda artışa da geçmiş durumda.

Bu oranlara daha yakından bakıldığında, iktidar partisi seçmeninde AB’ye destek düşerken, muhalefet partilerinde arttığı görülmekte. Bunun nedeni olarak daha önceki yıllarda AB sürecine daha mütereddit yaklaşan muhalefet seçmenlerinin, AB sürecinin Türkiye’nin ekonomisinin yanısıra demokratik normlarının iyileştirilmesine katkıda bulunacağı düşüncesiyle tutum değiştirdikleri ifade edilebilir.

Bu saptama doğrultusunda muhalefet partilerinin de Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine dair yeni bir söylem geliştirmeleri faydalı olacaktır. Bir yandan tam üyelik sürecine yönelik desteklerini teyid ederken, diğer yandan bu hedefin daha uzun bir vadeye sarktığını göz önünde bulundurarak, daha kısa vadede sonuç üretecek, Türk toplumuna yararlı olacak gerçekçi hedefler koymaları faydalı olacaktır.

Nitekim ilişkilerin yakın ve orta vadede güncellenecek bir Gümrük Birliği ilişkisi üzerinden şekilleneceğini söylemek çok yanlış olmaz. Ancak tam da bu noktada muhalefetin de nasıl bir Gümrük Birliği çerçevesini arzuladığı hususunda katkı sunması gerekmektedir. Zira demokrasilerde mesele dış politika bile olsa muhalefet partilerinin iktidar ile aynı çizgi boyunda olması pek olağan değildir. Muhalefet özünde yapıcı olmak kaydıyla farklı bir vizyonu savunmak durumundadır. Nihayetinde oy alacağı seçmene daha farklı bir gündemle hitap durumundadır.

Muhalefet partilerinin AB ile ilişkilerde bu farklılaşmayı gösterebileceği bir alan da Gümrük Birliği’nin kapsamıdır. Çağımızda ticaret anlaşmaları ikili ticaretin çok ötesine geçen alanları da kapsamaktadır. Nitekim AB’nin bazı yakın komşularıyla akdettiği bu nitelikteki anlaşmalara da tam da bu nedenle “Deep and Comprehensive Free Trade Agreements – Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Anlaşmaları” adı verilimiştir.

Bu bağlamda akla gelen kamu politikası alanlarından ilki de iklim değişikliği ve Yeşil Mutabakat’tır. Başka bir deyişe, Gümrük Birliği güncellenmesi sürecinin bir boyutu yeşil ekonomiye geçiş ile ilgili olmalıdır. Türkiye’nin resmi düzeyde bu konuda oldukça çekingen olması, örneğin Paris İklim Değişikliği Antlaşmasını henüz onaylamaması, bu söylemi daha da acil ve gerekli kılmaktadır. Üstelik anket verileri de iklim değişikliği ile mücadele alanında Türkiye’nin daha iddialı hedefler benimsemesini de desteklemektedir.

 

Sinan Ülgen, EDAM Başkanı

Ayrıcalıklı Üyelik

Anket verisi ulaşılmaz olmak zorunda değil. Ayda 10 lira vererek hem TürkiyeRaporu.com araştırmalarına destek olabilir hem de her ay Türkiye çapında 2 anketin detaylı sonuçlarına ulaşabilirsin. Daha fazla bilgi edinmek için tıkla.

İlgili Gönderiler

Önerilenler

Haber bültenine kayıt olmayı unutmayın

BU ARAŞTIRMANIN DAHA DETAYLI SONUÇLARINI GÖRMEK İSTER MİSİN?

Her ay düzenlediğimiz 2 Türkiye geneli anketin detaylı sonuçları için