Share on facebook
Share on twitter
Share on email
Share on whatsapp

Sedat Peker Videoları ve Etkileşim Analizi

Onur Gerey

Sedat Peker’in YouTube videoları gündemi sarstı. Hatta bu videoların içeriği hakkında yabancı basında şimdiden İngilizce ve Almanca makaleler yazıldığını gördüm. Ancak, başlarda Sedat Peker kendi kanalında yorumlara izin vermiyordu. 6. Bölüm’den itibaren yorumlar açık ve “Reis Sedat Peker” YouTube kanalının paylaştığı videolara çok sayıda yorum yazılıyor.

Videoları bir süredir milyonlarca vatandaşımla birlikte takip ediyorum. Videolar yorumlara açıldığı andan itibaren binlercesini okudum. Okuduğum yorumları, aşağıdaki altbaşlıklara göre gruplara ayırdım (kodladım). Unutmayın! Bu bir kalitatif analiz olduğu için, kantitatif çalışmalardaki gibi temsiliyet iddiası olmayıp, görecelidir. Aynı yorumları bir başkası okuduğunda farklı çıkarımlarda bulunabilir. Bir temsiliyet veya nesnellik iddiası varmış gibi anlaşılmaması için analizde kesin rakamlar vermekten kaçınacağım. Fakat, kalitatif analize geçmeden önce, temsiliyet iddiası olan Türkiye Raporu’ndan sayısal veriler aktaracağım:

Türkiye Raporu Mayıs 2021 ikinci anketi sonuçlarına göre:

Katılımcıların %57’si Türkiye’de derin devlet olduğuna inanıyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe bu görüşe katılanların oranı da artıyor. HDP seçmenlerinin %83’ünün bu görüşe katılması dikkat çekiyor. Bu görüşe katılmayan, yani Türkiye’de derin devlet olmadığını düşünenler arasında öne çıkan gruplar AK Parti seçmenlerinin %47’si ve 18-24 yaş arası gençlerin %38’i.

Türkiye’de derin devlet olması gerektiğini düşünenler arasında sağ görüşlü vatandaşlar öne çıkıyor. MHP seçmeni olanların %46’sı, AK Parti seçmeni olanların %35’i ve İYİ Parti seçmeni olanların %33’ü “Türkiye’de derin devlet olmalı” diyorlar. CHP seçmenlerinde bu görüşe katılanların oranı %18 ama neredeyse bir o kadar da emin olmayan var. İlginç bir veri de yüksek eğitimli katılımcıların %25’inin “Türkiye’de derin devlet olmalı” demeleri.

Bu verilere baktığımızda, Sedat Peker’in açıklamalarının ve etkilerinin ötesinde, “derin” devleti kendi bakış açısından rasyonalize eden ciddi bir kitle olduğunu görüyoruz. Araştırmadaki tüm katılımcıların %51’i Sedat Peker videolarını izlemiş. Türkiye’de derin devlet olduğuna inananların %34’ü Peker’e de inanıyor. Neredeyse bir o kadar da inanmayan ve şüpheyle yaklaşan var. Türkiye’de derin devlet olmadığını düşünenlerin %50’si, olup olmadığından emin olamayanların ise %58’i Sedat Peker videolarını izlememiş veya ilgilenmemiş. Yine eğitim seviyesi yükseldikçe Sedat Peker’in anlattıklarına inananların oranı artıyor. Ancak, sayıları daha az olmakla birlikte, eğitim seviyesi yükseldikçe şüpheci yaklaşanların da oranı artıyor. Erkekler kadınlardan daha şüpheci yaklaşırken, kadınların %48’i ve eğitim seviyesi en fazla ilkokul olan katılımcıların %51’i Sedat Peker videolarını ya izleyememişler ya da ilgilenmemişler.

Yukarıdaki veriler için İEA ekibinden Güvenç Kutlusoy ve Doğukan Doğru’ya teşekkür ederim. Yazının devamında okuyacağınız YouTube yorumlarına dair kalitatif analizi, bu sayısal veriler ile birlikte düşünerek daha kapsamlı bir değerlendirme yapabilirsiniz. Daha detaylı verileri Türkiye Raporu Mayıs 2021 – II. Sayı’da bulabilirsiniz.

Bulgular

Kimler var?

İşe giderken yolda izleyenler, uyumadan 7:30’a kadar bekleyenler, hemen izleyemeyip akşama bırakanlar, alarm kurup 07:30’da kalkanlar, Sedat Peker destekçileri, yorum yazmak isteyip Silivri soğuklarından çekinenler, muhalifler, iktidar seçmeni, (Pan)Türkçüler, şeriatçılar, meraklılar, sabırsızlar ve konunun dağılmasından şikayet edenler, başka dijital platformlarda umduğunu bulamayanlar(!)… Kısacası, Toronto’dan Melbourne’e, genç-yaşlı, kadın-erkek, seven-sevmeyen herkes var. Ama yorum yazanların arasında Sedat Peker’e (veya şu anki eylemlerine) destek verenler ve genç vatandaşlar bariz çoğunlukta.

Karşıt söylemler

  • Hükümete ve devlete saldırıyor. Türkiye’yi karıştırma planlarının bir parçasıdır.
  • Fetullahçıdır, CIA’in kuklasıdır, bu yüzden Araplar tarafından korunuyor
  • Sonuçta eski bir suçlu, şu anda da kaçaktır. Söylediklerine güvenilmez
  • Ülkücü kimliğine ihanet edip, hainlerle işbirliği içine giriyor
  • Kibirli bir mafyadır. Hırsından ve açgözlülüğünden dolayı iftiralar atıyor
  • Narkotik suçludur. Uyuşturucu kullanmakta, sarhoş gezmektedir.
  • Samimi değil, şantajcı. Nabza göre şerbet veriyor ve içten pazarlıklı.

Destek söylemleri

  • Kurgusal “anti-kahramanlara” benzetenler (John Wick, Ramiz Dayı, Deli Yürek, Pablo Escobar, Casa de Papel ekibi vb…)
  • İdeolojik destek verenler ve Sedat Peker sloganları yazanlar (“bir umuttur yaşamak”, “devler gelir devler gider…”)
  • Doğal afetlerde yaptığı yardımlar ve hayır işleri olduğunu söyleyenler
  • Sedat Peker’e dair izleniminin değiştiğini söyleyenler ve “önceden bildiklerinin aksine” Sedat Peker’i“bilgili, donanımlı, zeki, okumuş” şeklinde tarif edenler
  • Baba-kız ilişkisi ve aile müessesesinin mahremiyeti bağlamında haklı görüp destek verenler – Özellikle Süleyman Soylu’nun, Sedat Peker’in eşini dahil ederek yaptığı açıklamalar tepki çekiyor
  • Yalan söylememesi ve çarpıtmaması koşuluyla, bildiklerini kamu yararı için anlatması gerektiğini düşünenler

Vatandaşın Aklındaki Sorular

Hazır bir “kaçak” yakalamışken, vatandaş aklında kalan tüm soruları yorumlarda Sedat Peker’e yöneltiyor. Bunların bazıları tamamen konu dışı ve Sedat Peker ile alakası olmadığı düşünülecek sorular. Bazıları için ise “belki bir bildiği olabilir” diye düşünebiliriz. Ama dikkat çekmek istediğim nokta, herkesin aklında olup bir türlü cevaplanmayan sorular:

  • Muhsin Yazıcıoğlu’na ne oldu? (açık ara en çok merak edilen)
  • Futbolda dönen pislikler nedir?
  • 15 Temmuz hakkında ne biliyorsun?
  • Burhan Kuzu’ya neler oldu?
  • Kaşif Kozinoğlu’na ne oldu?
  • Mehmet Cengiz hakkında ne biliyorsun?
  • Osman Yıldırım kimdir?
  • Tarsus’taki gizemli kazıda ne oluyor?
  • Cem Garipoğlu olayının perde arkasında ne var?
  • Öğretmen atamaları yapılacak mı?
  • Çözüm sürecinde neler oldu?
  • Sabancı süikastı nasıl oldu?
  • Ahmet Cem Ersever’e ne oldu?

Analiz

“Şeffaflık” yakın zamana kadar bir retorik, üzerinde durulmayan bir talepti. Düşünelim mesela, bir çalışan, iş yerinde patronundan şeffaflık talep ediyor. Veya bir vatandaş, bir bakandan şeffaflık talep ediyor. Sonuç almasını bırakın, yüzüne gülünmeyeceğinden kim emin olabilirdi? Şeffaflık talepleri hava gazı niteliğindeydi, hatta talep eden suçlanırdı. Şimdi ortaya çıktı ki, meğer “şeffaflık”, basıncı yedi mi bomba gibi patlayan bir gazmış.

Vatandaşın aklındaki sorular, bazı yorumlarda da açıkça ifade edildiği üzere, toplumun şeffaflık ihtiyacını yansıtıyor. Videolara olan yoğun ilginin sebebi de aynı. Özde mi sözde mi olduğu bir kenara, Sedat Peker bir tür şeffaflık sunuyor. Soruların cevaplanamadığı, en az 30 yıldır biriktirildiği bir düzende (öyle veya böyle) bazen cevap, bazen de ipuçları sunuyor. Peker’in bunlara ek olarak anlattığı tarihi anektodlar ve paylaştığı kişisel görüşler ise bir kesim tarafından istenmiyor. Cevapların, şeffaflığın ertelenmesine kızıyorlar. Bu yüzden Peker’e yönelttikleri “lafı çok dolandırdığı”, “az ve öz konuşmadığı” gibi eleştirileri toplumun acil şeffaflık ihtiyacına bağlamak lazım.

Nitekim, Sedat Peker bir “kurtarıcı” olmadığını, şahsi meselesinin peşinde olduğunu zaten belirtiyor. Buradan anlıyoruz ki, Peker’in içerik üretme süreci sosyal medya taleplerinden büyük ölçüde bağımsız. Hatta 7. Bölüm’de “dostlarını” korumak için elinde koz tutmaya ihtiyacı olduğunu ima ediyor. Yine aynı videoda “hepimiz birbirimizin aynısıyız” diyerek, kendisine atfedilen “karanlık” kimliği de sahipleniyor. Önceden hakkındaki “mafya” ve “örgüt” iddialarını reddederken, şimdi sıradan bir vatandaş olmadığını “her taraftan enteresan bir tip” olduğunu söyleyerek ifade ediyor.

Kendisini böyle bir belirsizlik içinde bıraktığı için sosyal kimliği hakkında çeşitli yorumlara da katlanmak zorunda. Katlanıyor da, çünkü bu belirsizlik, videolarda gördüğümüz karakter ile tutarlı. Bu videoların baş rolünde Sedat Peker var. Ancak bu başrol bir kahraman mı? “Kahraman”, sistemle uyumlu ve toplumsal normları koruyan karakterdir. Sistemle uyumsuz, belki mağdur ve toplumsal normlara da karşı bir mücadele içinde olan karakter “anti-kahramandır” (Newsom et al., 2020). Örneğin, Şehit Uğur Mumcu cumhuriyetin kuruluş ideolojisini benimsemesi, meslek ahlakına bağlılığı, şeffaflık adına verdiği mücadele ve yayınladığı eserleriyle toplumun “kahraman” ihtiyacına cevap verdi.

Anti-kahraman, kahramanın bir nevi arada kalmış hali: icraatte kahramanın görevlerini üstlenirken, özünde kahramandan ziyade kötü adamın veya kanun kaçağının özelliklerini taşıyor. Yani, ideal bir kahraman olmasa da, kanunlar veya toplumsal normlar birtakım ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığında anti-kahramana iş düşüyor. Anti-kahraman genelde gözü kara, bencil, tehditkar, saplantılı, güçlü ama başına buyruk, hiper-maskülen bir karakterde hayat buluyor (Newsom et al., 2020).

Sedat Peker, savcılara doğrudan hitap edip sözlü olarak dilekçe yazdırırken, kamuoyunda da adalet bakanlığının sessizliği tartışılıyor. Hukuğun, adaletin yetersiz kaldığını buradan anlıyoruz. Bunun yanında, “kol kırılır, yen içinde kalır” veya “liyakat yerine sadakat ile yükselme” gibi dışa kapalı altkültürlerin normlarının şeffaflık sorunu karşısında yetersiz kaldığını görüyoruz. Böylece, anti-kahramanın doğuşuna müsait ortam oluşuyor.

Sedat Peker’in videolarda sunduğu hikayesinin temelinde kız çocuklarının selameti var. Bunun yanında kolluk kuvvetinin eşine kötü muamelede bulunduğu iddiası var. Yorumlara baktığımız zaman bu anlatının karşılığı da olduğunu görüyoruz. Yorum yazan birçok kişi çocukların ve aile müessesesinin kutsallığı bağlamında, Sedat Peker’in ilgili kamu kurumları karşısında haklı bir tavrı, bir mağduriyeti olduğunu ifade ediyorlar.

Sedat Peker’in “aile babası” yüzü dışında, bir de “serdengeçti” yüzünü görüyoruz. Videolara yazılan kimi yorumlarda da bu yüzüne destek verenler var. Sağ-milliyetçi ideoloji dayanışması biçiminde veya popüler kültürdeki kurgusal anti-kahramanlara benzetmelerle destek veriliyor. Sonuçta anti-kahraman fenomeni, popüler kültürün girdiği her yerde bilinirliği yüksek bir kimlik. Elbette tüm popüler kültür kahramanları gibi, bu hikayenin anti-kahramanı ile özdeşleşen sloganlar da destek yorumları arasında bolca görülüyor:“Bir umuttur yaşamak”, “Devler gelir devler gider, bir dev kalır, Sedat Peker”, “Hayata korkusuzca bakanlar ölümden de korkmazlar” gibi…

Sedat Peker’i anti-kahraman yapan başka bir unsur da, farklı kesimlerden ve farklı sebeplerle eleştirilmesi. Her ne kadar destek mesajları, karşıt yorumlara kıyasla ezici çoğunlukta olsa da, destek mesajlarının bazıları üstükapalı eleştiriler ve şüpheler de barındırıyor. Anti-kahramanın arada kalmışlığına dikkat çekilmesi, eleştirilmesi, kararlarından şüphe duyulması beklenen bir şey. Bir tarafta da tamamen karşısında olanlar var. Sedat Peker’e tamamen karşıt olan söylemler, Sedat Peker’in yaratmakta olduğu gerçeklik karşısında zayıf kalıyor.

Aslında hem zamana hem mekana yayılmış devasa bir organizasyon olan devlet, bireylerden beslenerek ünvanları doldurur ve meşruiyet kazanır. Yani birey, bir anlamda sivil kimliğini bir kenara bırakarak kamu ünvanı taşımaya başlar. O ünvan vücut bulduğunda, birey artık devletin yarattığı gerçekliğin bir parçası olur. Ünvanı dolduran bireyin hareketleri ve söylemleri, doldurduğu ünvanın görev tanımıyla sınırlanır. Bu sınırlar, yasalarda açık ve nettir. Bu çerçevenin dışına çıktıkça, ünvan taşıyan birey kamuoyunda meşruiyetini kaybetmeye başlar. Örneğin, Süleyman Soylu’nun cevap verirken kullandığı iç çamaşırı söylemi Sedat Peker’e destek mesajlarına dönüşüyor. İşte bu sınırlı olma durumu, ünvan taşıyan kişinin her konuda istediği gibi açıklama, savunma yapmasına ve kişisel görüşlerini rahatça paylaşmasına engel olur. Sedat Peker, kendi belirsiz durumunu avantaja çevirirken, böyle meşruiyet sınırlamalarına da takılmıyor. Hatta kimi zaman dini bilgi, kimi zaman akademik atıflarla bilimsel bilgiyi kullanarak, ünvan taşıyanlardan da rol çalıyor. Dikkatleri meşruiyet sorunundan alıp ünvan taşıyanların liyakatsizliğine çekebiliyor. Anti-kahramanın tüm avantaj ve dezavantajlarını yaşayan Sedat Peker, “ajan”, “hain” gibi kendisinden önce birçok sıradan insan için bile kullanılmış mekanik, basmakalıp, hantal söylemler karşısında adeta kurşun geçirmiyor.

Referans

Newsom, V. A., Lengel, L. M., & Yeung, M. F. (2020). Alt-right Masculinities: Construction and Commodification of the Ethnonationalist Anti-hero. Women & Language43(2), 253–288.

Ayrıcalıklı Üyelik

Anket verisi ulaşılmaz olmak zorunda değil. Ayda 10 lira vererek hem TürkiyeRaporu.com araştırmalarına destek olabilir hem de her ay Türkiye çapında 2 anketin detaylı sonuçlarına ulaşabilirsin. Daha fazla bilgi edinmek için tıkla.
Are you sure want to unlock this post?
Unlock left : 0
Are you sure want to cancel subscription?